Ana içeriğe atla
                                                    Zamanı Verimli Kullanma
Zamanda yolculuk yapmaya ne dersiniz.Hadi başlayalım.İnsanlar zamanın 0/0 60’ nı kullanabiliyorlar.Geriye kalan 0/0  40’lık bölüm ise kontrol dışı akıp gidiyor.Kontrolümüzdeki bu zamanı daha verimli nasıl kullanabiliriz?
Toplum olarak zamanı çok kötü ve verimsiz kullanıyoruz.Nasıl mı? Şöyle arkadaşımıza randevu verir,geç gideriz.Doktora gider saatlerce bekleriz.Örneğin bir özel doktorun muayene ofisinde size saat verilir,gider orada da beklersiniz.,saatinde muayeneniz gerçekleşmez.Bankaya gider saatlerce bekleriz.Kuaföre gider beklersiniz.Sanki bu beklemelerin bizlere bir katkısı varmış gibi benimsemişiz.
Kamuda, özel sektörde,ya da kendi işyerinizde çalışıyor olunuz.Sizin verimli çalıştığınız bir anda,başka bir kurum,özel sektör ya da kişilerde görüşülecek işiniz olsun.Vaktinizi bu işi yapmaya ayırıyorsunuz.İlgili kurum elemanları  veya şahıslar,sizin o zamanı nasıl yarattığınızı düşünmüyor.Ne güçlüklerle izin alıyor veya vakit ayırıyorsunuz.Ama nafile oradaki kişinin zaman diye bir kaygısı yok ki.
Bireyler olarak   zamanımızı, nasıl verimli kullanmayı, alışkanlık haline getirebiliriz? İşe zamanı planlamakla başlamalıyız.Güne olumlu ve pozitif düşünceyle başlamalıyız.Zihinsel  gücümüzü artırıcı kitap ,dergi,gazete okumalıyız.Sağlık sorunumuz varsa en kısa sürede halletmeliyiz.Yaptığımız  işe odaklanıp  başkalarını oyalamalıyız.Yapılacak işlerimizle ilgili kısa hatırlatıcı notlar almalıyız. Uygulamalarımızda kararlı ve seri olmaya özen göstermeliyiz. Bunlardan daha önemlisi insana saygı göstermeliyiz .O insanın statüsüne bakmaksızın.Bütün bunları hayatımıza yerleştirebilirsek zamanı verimli kullanmaktan söz edebiliriz.
Zaman ileride harcamak için biriktirilmeyen tek şeydir. Düşünürün dediği gibi” zaman  sessiz testeredir.” Ömrümüzü o sessiz testereye biçtirmeyelim.Kendimizi ve çevremizdeki herkesi; zamanın  kullanamadığımız bölümünü ( 0/0  40’nı) kullanmaya davet ediyorum.Boşa akıp giden ırmaklar gibi olmasın ömrümüz ve zamanımız. 25.04.2015                                                                                                                                                                    

                                                                                                                         Celal Yıldırım       

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesi Çalışanları Aydın’da anjiyoğrafi olmam gerektiği tarafıma bildirildi.Bunun üzerine Dokuz Eylül Üniversite Hastanesi Kardiyoloji Ana Bilim Dalında Sayın Prof.Özer Badak Hocamız ile irtibata geçtik.Hocamız 29.06.2015 pazartesi günü servise yatışımı yaptı.Ertesi gün Prof.Özer Badak ve ekibi başarılı bir şekilde anjiyografimi yaptılar.Serviste bir  gün süre ile kaldım.Başta Hocamız ve ekip arkadaşları olmak üzere,asisitanlar,hemşireler,personeller gerekli ilgi ve alakayı hastalara gösteriyorlardı.Görev bilinciyle hareket ediyorlardı. Yapılan anjiyografinin sonucunda,pekte istenmeyen bir sonuç çıktı.Kalbi besleyen damarlardan üç tanesi (ikisi 0/0  100, biri 0/0  80)tıkalıydı.Hocamız sonuçları değerlendirdi.By pass olmam gerektiğini söyledi. Bu kez Kalp Damar Cerrahisinden Prof.Dr.Şevket Baran Uğurlu Hocamız ile görüştük.Bir hafta sonrasına ameliyat gününü verdi.Hiç beklenmedik bir sonuçla karşı karşıyaydım.Çok da yapılacak bir seçene...
                                                                 Okulların Mimarisi  Hep merak etmişimdir.Okulların projelerini çizen mimarlar ve o projeleri hayata geçiren mühendisler,bitirdikleri bu binalarda eğitim yapılırken, yapılan binadan kaynaklı ne tür zorluklar yaşandığını biliyorlar mı? Acaba Milli Eğitim Bakanlığı tek proje üzerinde ısrarcı mı oluyor?.Bilmiyorum.Bu projelerin arsa üzerine oturtulmasında şehirlerin,iklim,rüzgar,eğitim döneminde binadan yararlanılan güneşli  gün sayısı dikkate alınmaz mı?Binalarda  sosyal donatılar yeterince düşünülmez mi?  Her şehrin güneşten etkilenmesi farklıdır.Mesela Aydın ili Nisan ayından itibaren çok sıcak alır.Bana göre okul binası...
Bayramlar Bayramlar sevinçlerin öne çıktığı,küskünlerin barıştığı,paylaşımların olduğu günler olarak bilinir.Bu haliyle bayramlar çok iyidir.Acaba bu anlamında mıdır bayramlar? İçinde olduğumuz Kurban Bayramına gelince ;İbrahim Peygamberin oğlunu tanrıya daha yakınlaşma adına oğlunu tanrı yoluna Kurban ederken tanrının ona Bir koç göndererek oğlunu kurban etmesi önlenmiş oldu.İbrahim Peygamber de tanrıya bağlılığını böylece ilan etmiş oldu. Kurban kelimesi Arapça “ kbr”  kelimesinden gelmektedir.Tanrıya bir şeyler sunarak ona yaklaşma anlamındadır.Hz.Adem’in iki oğlu Habil ile Kabil de tanrıya yakınlıklarını bildirmek için çiftçilik yapan Kabil tanrıya tahıl sunmuş.Hayvancılık yapan Habil ise tanrıya kuzu sunmuş.Tanrı Habil’in kuzusunu kabul etmiş.Kabil bu durumu kıskanarak tanrıya Habil yaklaşıyor, tanrı onu kabul etti diyerek,Habil’i katl eder.İlahi olanla akraba olma yolunda ,Kabil kardeşinin katli olur.Günümüzde ise insanlar Allah yolunda kurban keserek ,onun yolunda o...