Ana içeriğe atla
                                          Mandalya Körfezinde Olmak
Çoğu mandalya körfezinin  nerede olduğunu bilmez.Didim-Akbük dedim mi hemen aklınıza gelir.Mandalya körfezi doğal bir liman gibidir.Bazı yatlar orada konaklar.Balıkların çeşidi çoktur.Sabah erken limana indiğinizde balıkçı teknelerinin getirdiği balıklara yetişirseniz, balığınızı aldınız mı akşama ziyafet var demektir.
Yazın Akbük’te olmak başkadır.Sabahları kuş sesleriyle uyanır,bahçeye çıkarsınız.Bahçede çeşitli kuşlar kimi öter,kimi yem toplar.Onları seyretmek ayrı bir keyif verir insana.Terasa çıktığınızda bir tarafta denizin mavisi ile mandayla körfezi,diğer tarafta dağlara yaslanmış ormanı görürsünüz.Ormanda çoğunluk çam ağaçları olamakla birlikte başka ağaçlar da vardır.
Sabahın erken saatinde o güzelim orman ve denizin mis gibi kokulu,temiz havasını ciğerlerinize çektiğinizde nasıl ferahlık verir insana.Güzel havanın verdiği enerji ile güne başlarsınız.Günün nasıl geçtiğini bilemezsiniz.
Hele hele Fulya Hanımın sabah kahvaltısı için hazırladığı sipesiallerine doyum olmaz.Kahvaltımız hoş bir sohbetle sürer.Biraz tez canlı olduğum için kahvaltı sofrasındaki sürem kısa geçer.Diğer aile bireyleri kahvaltıya devam ederken, bana bahçe ile ilgilenmek ayrı bir keyif verir.
Kahvaltı sonrası kimimiz denize, kimimiz terasa, kimimiz balkonda çeşitli oyunlar(tavla,kağıt ,ok atma ) oynamaya başlarız.Zamanın nasıl geçtiğini bilemeyiz.Öğlene doğru çay fasılı başlar.Yanında çerezleri.
Derken akşam olmuş.Hızlı bir şekilde mangal hazırlıkları yapılır.Ya da dışarıda yemek için kıyafetler,giyilir.Hep birlikte yemek ve eğlencenin olabildiği veya sadece yemeğin olduğu sahil restaurantlarından birine gidilir.Orada keyifle yemekler yenir.Sohbet edilir.Zevke göre çeşitli içkiler içilir.Gecenin geç saatlerinde  yazlığa dönülür.
.Mandalya körfezinde olmak bir ayrıcalıktır.Orasını görmeyenlerin mutlaka en kısa zamanda birkaç gününü ayırarak, o güzelim sahilde denize girmelerini hararetle tavsiye ederim.Kafalarının dinlendiğini tatil sonrasında anlayacaklar.Ağız tadında bir yaz geçirmek dileği ile hoşçakalın dostlar.Yaza kısa bir şiirle özlem.29.04.2015   
           Akbük                                                                       Celal Yıldırım
Çarşaf gibi bir deniz.
Sahil insanla dolu
Ailem ,akrabalar,dostlar
Mandalya körfezindeyiz.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesi Çalışanları Aydın’da anjiyoğrafi olmam gerektiği tarafıma bildirildi.Bunun üzerine Dokuz Eylül Üniversite Hastanesi Kardiyoloji Ana Bilim Dalında Sayın Prof.Özer Badak Hocamız ile irtibata geçtik.Hocamız 29.06.2015 pazartesi günü servise yatışımı yaptı.Ertesi gün Prof.Özer Badak ve ekibi başarılı bir şekilde anjiyografimi yaptılar.Serviste bir  gün süre ile kaldım.Başta Hocamız ve ekip arkadaşları olmak üzere,asisitanlar,hemşireler,personeller gerekli ilgi ve alakayı hastalara gösteriyorlardı.Görev bilinciyle hareket ediyorlardı. Yapılan anjiyografinin sonucunda,pekte istenmeyen bir sonuç çıktı.Kalbi besleyen damarlardan üç tanesi (ikisi 0/0  100, biri 0/0  80)tıkalıydı.Hocamız sonuçları değerlendirdi.By pass olmam gerektiğini söyledi. Bu kez Kalp Damar Cerrahisinden Prof.Dr.Şevket Baran Uğurlu Hocamız ile görüştük.Bir hafta sonrasına ameliyat gününü verdi.Hiç beklenmedik bir sonuçla karşı karşıyaydım.Çok da yapılacak bir seçene...
                                                                 Okulların Mimarisi  Hep merak etmişimdir.Okulların projelerini çizen mimarlar ve o projeleri hayata geçiren mühendisler,bitirdikleri bu binalarda eğitim yapılırken, yapılan binadan kaynaklı ne tür zorluklar yaşandığını biliyorlar mı? Acaba Milli Eğitim Bakanlığı tek proje üzerinde ısrarcı mı oluyor?.Bilmiyorum.Bu projelerin arsa üzerine oturtulmasında şehirlerin,iklim,rüzgar,eğitim döneminde binadan yararlanılan güneşli  gün sayısı dikkate alınmaz mı?Binalarda  sosyal donatılar yeterince düşünülmez mi?  Her şehrin güneşten etkilenmesi farklıdır.Mesela Aydın ili Nisan ayından itibaren çok sıcak alır.Bana göre okul binası...
Bayramlar Bayramlar sevinçlerin öne çıktığı,küskünlerin barıştığı,paylaşımların olduğu günler olarak bilinir.Bu haliyle bayramlar çok iyidir.Acaba bu anlamında mıdır bayramlar? İçinde olduğumuz Kurban Bayramına gelince ;İbrahim Peygamberin oğlunu tanrıya daha yakınlaşma adına oğlunu tanrı yoluna Kurban ederken tanrının ona Bir koç göndererek oğlunu kurban etmesi önlenmiş oldu.İbrahim Peygamber de tanrıya bağlılığını böylece ilan etmiş oldu. Kurban kelimesi Arapça “ kbr”  kelimesinden gelmektedir.Tanrıya bir şeyler sunarak ona yaklaşma anlamındadır.Hz.Adem’in iki oğlu Habil ile Kabil de tanrıya yakınlıklarını bildirmek için çiftçilik yapan Kabil tanrıya tahıl sunmuş.Hayvancılık yapan Habil ise tanrıya kuzu sunmuş.Tanrı Habil’in kuzusunu kabul etmiş.Kabil bu durumu kıskanarak tanrıya Habil yaklaşıyor, tanrı onu kabul etti diyerek,Habil’i katl eder.İlahi olanla akraba olma yolunda ,Kabil kardeşinin katli olur.Günümüzde ise insanlar Allah yolunda kurban keserek ,onun yolunda o...