Ana içeriğe atla
                                                       Obezite,Fast-Food ve Gelenekler


Obezite hakkında yazı yazmak elbette tıp dünyasına düşer.Ama benim değinmek istediğim,obezitenin  yaşam biçimimizle olan ilişkisine birazcık dokunmak.Geleneklerimizle olan ilişkisini gözler önüne sermek.Hiç düşündünüz mü.Bazı  Geleneklerimiz  Var :Sokakta lokma dağıtılır,Pilav günleri yapılır,kadınlar pastalı börekli günler yapar v.s Bu etkinliklerde vücudumuzun ne kadar enerjiye ihtiyacı var bakılmaz.Tadı güzel mi tüket gitsin. Gelsin lokmalar,gitsin börekler sonu düşünülmeden zevkle yenilen  un,tuz,şeker,yağ içerikli yiyecekler.Eee  sonu mu obezite.
“Obezite, vücuda besinler ile alınan enerjinin, harcanan enerjiden fazla olmasından kaynaklanan ve vücut yağ kitlesinin, yağsız vücut kitlesine oranla artması ile karakterize olan kronik bir hastalıktır. Obezite, başta kardiovasküler ve endokrin sistem olmak üzere vücudun tüm organ ve sistemlerini etkileyerek çeşitli bozukluklara ve hatta ölümlere yol açabilen önemli bir sağlık problemidir.
Obeziteyi  Dünya Sağlık Örgütü (WHO)  en tehlikeli 10 hastalık arasında göstermektedir.Obezite çevresel ve genetik faktörlerle yaşam bulur.Ülkelerdeki artan refah düzeyi ile ortaya çıkan bir hastalık.Yeme alışkanlıkları,toksik kimyasallar,yaşam tarzı ortaya çıkmasında etkendir.” Kaynak Van Tıp Dergisi  Berrin Zuhal Altunkaynak,Elvan Özbek                                                                          
 Geleneksel  olan yağlı ,tuzlu,şekerli ve unlu yeme alışkanlığımızın dışında,birde şehirlerin büyümesi,çalışma koşullar,zaman yetersizliği  ile birlikte ortay çıkan Fast Food  Türkçede birebir”çabuk yeme “olarak tanımladığımız beslenme alışkanlığı.Fast food olarak tükettiğimiz:Ekmek arası döner,hamburger,patates kızartması gibi besin değeri düşük ,kalorisi yüksek,tuz ve şeker oranı yüksek,doymamış yağ asitleri içeren bu beslenme şekli  obeziteye neden oluyor.Ve  yakın çevrenize dikkat  ediniz,yakınınızdakiler nasıl da şişmanlıyor.
Bir de  bunun üzerine fiziksel aktiviteden yoksun durumumuzu düşünürsek halimiz pek yaman.Vücut kitle endeksimizin  fit olduğu bir toplum dileği ile esen kalın. 26.04.2015                                   

                                                                                                                                  Celal Yıldırım
                                                                                            

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesi Çalışanları Aydın’da anjiyoğrafi olmam gerektiği tarafıma bildirildi.Bunun üzerine Dokuz Eylül Üniversite Hastanesi Kardiyoloji Ana Bilim Dalında Sayın Prof.Özer Badak Hocamız ile irtibata geçtik.Hocamız 29.06.2015 pazartesi günü servise yatışımı yaptı.Ertesi gün Prof.Özer Badak ve ekibi başarılı bir şekilde anjiyografimi yaptılar.Serviste bir  gün süre ile kaldım.Başta Hocamız ve ekip arkadaşları olmak üzere,asisitanlar,hemşireler,personeller gerekli ilgi ve alakayı hastalara gösteriyorlardı.Görev bilinciyle hareket ediyorlardı. Yapılan anjiyografinin sonucunda,pekte istenmeyen bir sonuç çıktı.Kalbi besleyen damarlardan üç tanesi (ikisi 0/0  100, biri 0/0  80)tıkalıydı.Hocamız sonuçları değerlendirdi.By pass olmam gerektiğini söyledi. Bu kez Kalp Damar Cerrahisinden Prof.Dr.Şevket Baran Uğurlu Hocamız ile görüştük.Bir hafta sonrasına ameliyat gününü verdi.Hiç beklenmedik bir sonuçla karşı karşıyaydım.Çok da yapılacak bir seçene...
                                                                 Okulların Mimarisi  Hep merak etmişimdir.Okulların projelerini çizen mimarlar ve o projeleri hayata geçiren mühendisler,bitirdikleri bu binalarda eğitim yapılırken, yapılan binadan kaynaklı ne tür zorluklar yaşandığını biliyorlar mı? Acaba Milli Eğitim Bakanlığı tek proje üzerinde ısrarcı mı oluyor?.Bilmiyorum.Bu projelerin arsa üzerine oturtulmasında şehirlerin,iklim,rüzgar,eğitim döneminde binadan yararlanılan güneşli  gün sayısı dikkate alınmaz mı?Binalarda  sosyal donatılar yeterince düşünülmez mi?  Her şehrin güneşten etkilenmesi farklıdır.Mesela Aydın ili Nisan ayından itibaren çok sıcak alır.Bana göre okul binası...
Bayramlar Bayramlar sevinçlerin öne çıktığı,küskünlerin barıştığı,paylaşımların olduğu günler olarak bilinir.Bu haliyle bayramlar çok iyidir.Acaba bu anlamında mıdır bayramlar? İçinde olduğumuz Kurban Bayramına gelince ;İbrahim Peygamberin oğlunu tanrıya daha yakınlaşma adına oğlunu tanrı yoluna Kurban ederken tanrının ona Bir koç göndererek oğlunu kurban etmesi önlenmiş oldu.İbrahim Peygamber de tanrıya bağlılığını böylece ilan etmiş oldu. Kurban kelimesi Arapça “ kbr”  kelimesinden gelmektedir.Tanrıya bir şeyler sunarak ona yaklaşma anlamındadır.Hz.Adem’in iki oğlu Habil ile Kabil de tanrıya yakınlıklarını bildirmek için çiftçilik yapan Kabil tanrıya tahıl sunmuş.Hayvancılık yapan Habil ise tanrıya kuzu sunmuş.Tanrı Habil’in kuzusunu kabul etmiş.Kabil bu durumu kıskanarak tanrıya Habil yaklaşıyor, tanrı onu kabul etti diyerek,Habil’i katl eder.İlahi olanla akraba olma yolunda ,Kabil kardeşinin katli olur.Günümüzde ise insanlar Allah yolunda kurban keserek ,onun yolunda o...