Ana içeriğe atla
Ağız Tadıyla Balık Yiyebilmek

Balık yemeği sevmeyenimiz bildiğim kadarıyla çok azdır.Tabi ki doğal ortamında hayat bulmuş balıktan söz ediyorum.Şimdi dersiniz ki denizlerimizde balıklar için doğal ortam kaldı mı?Haklı bir soru.
Hep övgüyle söz ederiz üç tarafı denizlerle çevrili bir yarım ada ülkesi olduğumuzu.Coğrafi olarak övünmek hakkımız.Ama gel gör ki,bu denizlerdeki ürünlerden ne ölçüde yararlanıyoruz.Orası bir muamma.
Denizlerimizin kıyısındaki yerleşim birimlerinde kontrolsüz nüfus artışı ile birlikte arıtmadan denize bırakılan atık sular,kaba çöpler oradaki ekosistemi olumsuz etkileyerek deniz canlılarına zarar vermektedir.
Yine kıyı bölgelerinde kurulan sanayi tesisleri,turizm için kurulan oteller atık sularını yeterince denetlenmeden denize bırakılması aynı olumsuzlukları yaratmakta.
Denizlerdeki eski gemilerle yapılan petrol ve kimyasal taşımacılığında denize sızan petrol ve kimyasallar deniz canlılarını yaşam alanlarını kirletiyor.Balıklar bu ortamlarda çoğalamayarak nesli azalmaktadır.
Mevsim dışında avlanma,avlama teknikleri,ve küçük balıkların avlanması.Deniz dibinde mercanların yok olması balık yuvalarına zarar vermekte.
Ayrıca deniz ve canlıları konusunda halkın eğitiminin yeterli olmayışı.Denizlerimizde balıkların yok olma seviyesine geldiğini gözlemlemekteyiz.
Bütün bu olumsuzluklar olurken yetkili kurum ve kuruluşlar yeterli denetimleri yapmadığını,eğer yapmış olsalardı ,bizlerde ağız tadında deniz balıkları yeme şansına sahip olacaktık.
Balık yemek istiyorsunuz,balıkçıya vardığınızda ya fiyat yüksekliğinden el atamıyorsunuz.Ya da balıklar o kadar doğal ortamından uzak ve yemle aşırı beslendiğinden oldukça gereksiz yağlı olmakta ve balık yediğinize sizi pişman ettirmektedir.
Gönül ister ki bu güzelim denizlerde balık nesli çoğalsın,tüm halkımız dilediğinde ağız tadında balık yiyebilsin.Balık yiyen insanlarında sağlıklı gelişsin.Sağlıklı bir toplum dileği ile.

22.08.2015  Celal Yıldırım

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesi Çalışanları Aydın’da anjiyoğrafi olmam gerektiği tarafıma bildirildi.Bunun üzerine Dokuz Eylül Üniversite Hastanesi Kardiyoloji Ana Bilim Dalında Sayın Prof.Özer Badak Hocamız ile irtibata geçtik.Hocamız 29.06.2015 pazartesi günü servise yatışımı yaptı.Ertesi gün Prof.Özer Badak ve ekibi başarılı bir şekilde anjiyografimi yaptılar.Serviste bir  gün süre ile kaldım.Başta Hocamız ve ekip arkadaşları olmak üzere,asisitanlar,hemşireler,personeller gerekli ilgi ve alakayı hastalara gösteriyorlardı.Görev bilinciyle hareket ediyorlardı. Yapılan anjiyografinin sonucunda,pekte istenmeyen bir sonuç çıktı.Kalbi besleyen damarlardan üç tanesi (ikisi 0/0  100, biri 0/0  80)tıkalıydı.Hocamız sonuçları değerlendirdi.By pass olmam gerektiğini söyledi. Bu kez Kalp Damar Cerrahisinden Prof.Dr.Şevket Baran Uğurlu Hocamız ile görüştük.Bir hafta sonrasına ameliyat gününü verdi.Hiç beklenmedik bir sonuçla karşı karşıyaydım.Çok da yapılacak bir seçene...
                                                                 Okulların Mimarisi  Hep merak etmişimdir.Okulların projelerini çizen mimarlar ve o projeleri hayata geçiren mühendisler,bitirdikleri bu binalarda eğitim yapılırken, yapılan binadan kaynaklı ne tür zorluklar yaşandığını biliyorlar mı? Acaba Milli Eğitim Bakanlığı tek proje üzerinde ısrarcı mı oluyor?.Bilmiyorum.Bu projelerin arsa üzerine oturtulmasında şehirlerin,iklim,rüzgar,eğitim döneminde binadan yararlanılan güneşli  gün sayısı dikkate alınmaz mı?Binalarda  sosyal donatılar yeterince düşünülmez mi?  Her şehrin güneşten etkilenmesi farklıdır.Mesela Aydın ili Nisan ayından itibaren çok sıcak alır.Bana göre okul binası...
Bayramlar Bayramlar sevinçlerin öne çıktığı,küskünlerin barıştığı,paylaşımların olduğu günler olarak bilinir.Bu haliyle bayramlar çok iyidir.Acaba bu anlamında mıdır bayramlar? İçinde olduğumuz Kurban Bayramına gelince ;İbrahim Peygamberin oğlunu tanrıya daha yakınlaşma adına oğlunu tanrı yoluna Kurban ederken tanrının ona Bir koç göndererek oğlunu kurban etmesi önlenmiş oldu.İbrahim Peygamber de tanrıya bağlılığını böylece ilan etmiş oldu. Kurban kelimesi Arapça “ kbr”  kelimesinden gelmektedir.Tanrıya bir şeyler sunarak ona yaklaşma anlamındadır.Hz.Adem’in iki oğlu Habil ile Kabil de tanrıya yakınlıklarını bildirmek için çiftçilik yapan Kabil tanrıya tahıl sunmuş.Hayvancılık yapan Habil ise tanrıya kuzu sunmuş.Tanrı Habil’in kuzusunu kabul etmiş.Kabil bu durumu kıskanarak tanrıya Habil yaklaşıyor, tanrı onu kabul etti diyerek,Habil’i katl eder.İlahi olanla akraba olma yolunda ,Kabil kardeşinin katli olur.Günümüzde ise insanlar Allah yolunda kurban keserek ,onun yolunda o...