Ana içeriğe atla
Adres Tarif Eder misiniz?
Her birimiz adres sorma ya da tarif etme durumuyla karşı karşıya kalmışızdır.Genelde alışıla gelmiş basma kalıp cümlelerle tarif etmeye çalışırız.
Bilmem hiç düşündünüz mü neden iyi bir adres tarifi yapamayız.Biri bir adres sorar.Bizde dümdüz git,sağa dön,karşına yüksek bir bina gelecek, oradan aşağıya git,tekrar birine sor.Adres tarif ettiğimiz kişinin beynini bilgisayar zannederiz.Yaptığımız tarifi anlamasa da anlamış gibi teşekkür ederek ayrılır.Bizden ayrılan adres sorucu tekrar birine aynı adresi sorar.Çünkü o kadar çok ayrıntıya girdik ki garibib anlamadan bizden ayrılmış.
Peki neden adres iyi tarif edemeyiz?Cevabı net çocuklarımıza ilkokulda gereksiz birçok bilgiyi yüklediğimiz çok olur.Fakat günlük yaşamımızda bu kadar gerekli olan,adresle ilgili yeteri kadar uygulamalı eğitim vermeyiz.Sonuç hayatın içinde,sizde deneyin görün.
İlkokulda Hayat Bilgisi derslerinde uygulamalı olarak,kroki bilgisi,yön bilgisi,adres bulma,sokak levhaları ve anlamı,sokak numaralarının anlamı yerinde gösterilerek yapılmalıdır.Şimdi bazı öğretmen arkadaşlar bu konuların programda olduğunu söyleyebilirler.Doğrudur var.Fakat uygulamalı takibi yapılmamaktadır.Eğer yeterince üzerinde durulsa bu adres tarif etme komik diyaloglarından kurtulmuş oluruz.
Kimi zaman özellikle büyük şehirlerde,adres sorduğunuz insanlar çeşitli nedenlerle yanlış yerleri tarif etmekte.Hem sizler yorulmaktasınız hem de adres tarif eden kişinin müsait olmadığı bir anını almış olmazsınız.
Kısaca bu basit gibi görünen adres tarif etme işi bir eğitim işidir.İlkokulda bizleri hayata hazırlayan derslerin hayatın içinden seçilerek uygulamalı yapılması gerekir.Geçenlerde bir belgeselde Tayvan’da bir devlet ilkokulu izledim.Okulun bahçesi botanik bahçesi gibi,çocuklar doğayı iyi tanısınlar diye yapılmış.Bizde okullar beton yığını.Çocuk doğadan uzak kalmakta.Pratik uygulamaları yeterince yapamamaktadır.

Mark Tawin derki “eğitim kafayı geliştirmek demektir.Belleği doldurmak demek değildir.”İşte bizlerde ilkokulda kafaları doldurmaktan vaz geçerek,hayatın içinde yaparak ve yaşayarak eğitmek gerektiğinin önemini kavrarsak aydınlık geleceğe kucak açmış oluruz. İstanbul nire Erzurum nire hemşerim?Adres sorma.  25.08.2015 Celal Yıldırım   celal4909blogspot.com

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesi Çalışanları Aydın’da anjiyoğrafi olmam gerektiği tarafıma bildirildi.Bunun üzerine Dokuz Eylül Üniversite Hastanesi Kardiyoloji Ana Bilim Dalında Sayın Prof.Özer Badak Hocamız ile irtibata geçtik.Hocamız 29.06.2015 pazartesi günü servise yatışımı yaptı.Ertesi gün Prof.Özer Badak ve ekibi başarılı bir şekilde anjiyografimi yaptılar.Serviste bir  gün süre ile kaldım.Başta Hocamız ve ekip arkadaşları olmak üzere,asisitanlar,hemşireler,personeller gerekli ilgi ve alakayı hastalara gösteriyorlardı.Görev bilinciyle hareket ediyorlardı. Yapılan anjiyografinin sonucunda,pekte istenmeyen bir sonuç çıktı.Kalbi besleyen damarlardan üç tanesi (ikisi 0/0  100, biri 0/0  80)tıkalıydı.Hocamız sonuçları değerlendirdi.By pass olmam gerektiğini söyledi. Bu kez Kalp Damar Cerrahisinden Prof.Dr.Şevket Baran Uğurlu Hocamız ile görüştük.Bir hafta sonrasına ameliyat gününü verdi.Hiç beklenmedik bir sonuçla karşı karşıyaydım.Çok da yapılacak bir seçene...
                                                                 Okulların Mimarisi  Hep merak etmişimdir.Okulların projelerini çizen mimarlar ve o projeleri hayata geçiren mühendisler,bitirdikleri bu binalarda eğitim yapılırken, yapılan binadan kaynaklı ne tür zorluklar yaşandığını biliyorlar mı? Acaba Milli Eğitim Bakanlığı tek proje üzerinde ısrarcı mı oluyor?.Bilmiyorum.Bu projelerin arsa üzerine oturtulmasında şehirlerin,iklim,rüzgar,eğitim döneminde binadan yararlanılan güneşli  gün sayısı dikkate alınmaz mı?Binalarda  sosyal donatılar yeterince düşünülmez mi?  Her şehrin güneşten etkilenmesi farklıdır.Mesela Aydın ili Nisan ayından itibaren çok sıcak alır.Bana göre okul binası...
Bayramlar Bayramlar sevinçlerin öne çıktığı,küskünlerin barıştığı,paylaşımların olduğu günler olarak bilinir.Bu haliyle bayramlar çok iyidir.Acaba bu anlamında mıdır bayramlar? İçinde olduğumuz Kurban Bayramına gelince ;İbrahim Peygamberin oğlunu tanrıya daha yakınlaşma adına oğlunu tanrı yoluna Kurban ederken tanrının ona Bir koç göndererek oğlunu kurban etmesi önlenmiş oldu.İbrahim Peygamber de tanrıya bağlılığını böylece ilan etmiş oldu. Kurban kelimesi Arapça “ kbr”  kelimesinden gelmektedir.Tanrıya bir şeyler sunarak ona yaklaşma anlamındadır.Hz.Adem’in iki oğlu Habil ile Kabil de tanrıya yakınlıklarını bildirmek için çiftçilik yapan Kabil tanrıya tahıl sunmuş.Hayvancılık yapan Habil ise tanrıya kuzu sunmuş.Tanrı Habil’in kuzusunu kabul etmiş.Kabil bu durumu kıskanarak tanrıya Habil yaklaşıyor, tanrı onu kabul etti diyerek,Habil’i katl eder.İlahi olanla akraba olma yolunda ,Kabil kardeşinin katli olur.Günümüzde ise insanlar Allah yolunda kurban keserek ,onun yolunda o...